Ceha’let

Cehaleti örgütledi arsızlar, hırsızlar.

Bile isteye cahil bıraktılar garibi gurabayı, fakiri fukarayı kendilerinin olsunlar, kendilerinden olsunlar diye.

Sonra çıktılar meydanlara dişi deveyi gösterip;
‘Ey ahali bu deve erkektir’ dediler.

Devenin bile ‘erkeğim’ diyesi geldi.

Toprak’takiler

Tuttu bir yaprağın elinden bir rüzgar,
Yükledi sırtına, koydu heybesine sayısız damlayı bulut,
Koştu ardından çocukların, gitti önleri sıra yaşlıların zaman,
Aldı körpe kuzuyu anasının kucağından,
babasının ocağından bir apoletli,

Toprağa bıraktı herbirini, herbiri…

Yaprak, rüzgar, damla, bulut, yaşlı, çocuk, apoletli ve kuzu,

Hiçbiri geri gelemedi..

Yet’sin

Odda eti aş edenler, kağnı yapıp yük taşımışlar.
Yetmemiş…
Demiri suda yüzdürenler, çelikten kanat yapıp arş’ı ala’ ya yükselmişler.
Yetmemiş…
Göz yetmemiş,
           kumu mercek edip ırakları yakın etmişler.
Yetmemiş…
Kulak yetmemiş,
           bakırı tel edip sesi çığlık etmişler.
Yetmemiş…
Heyhat!
Gözler kör, kulaklar sağır şimdi.
Neye yaradı bunca yetmezlik şimdi?

Var’olsunlar

Kimi bekler sabahı, kimi olsun ister gece.
Kimi dilde binbir söz, kimi dudakta binbir hece…
Varlığı var edenin, onun olduğunu belli eden yokluğu da var edenin o olduğunu bilenler çekip gittiler. Yoklukta varlık arayanlarla, varlıkta yokluk bulanlara kaldı şimdi buralar.
Var olsunlar…

Gir’dap

Gün batar, ay dolanmaya başlar serinin üstünde.
Atarlar uzaklarda görünmeye başlar kimi mavi, kimi kızıl, kimi bembeyaz.
İçtiğin tütünün dumanında sen varsın, senden var, bilirsin…
ya içtiğin suyun damlasında kim var, kimler var, bilebilir misin?
ya gördüğün hangi zaman, kimin gençliği, kimin öldüğü an?
Düş en önüne arkandakilerin,
Arkandakiler senden öndeler.
Dur en sonunda senden öndekilerin,
Önden gidenlerin de ardındakiler.

Devr’i Daim


Son yaprak düşünce yere, insanın sevesi tutar baharı, yaprağı, ağacı,
Uçan kuşu, yerde gezinen karıncayı,
Yağmur sonrası toprak kokusunu.
Hazan iç acıtır hep bu yüzden, düşenin geri gelemeyeceği bilindiğinden.

Devr’i daim olur oysa herkes, herşey…
Uçan kuş, yaprak, böcek.
Yer altındaki sürüngen,
Yer üstündeki can, insan..

Bıra’kış

Havalar soğudu daha da soğuyacak…

Sen,
Gözlerinin içi yakamoz, üşütme sakın!
Ellerini en az benim kadar ısıtanlar sarsın.

Sen,
Sedası çocuk gülüşlü, unutma sakın!
Yüreğin en az yüreğim kadar olanlara kalsın…

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla